TÜM SORULAR

Soru

Fulya C.   19-05-2022   464

Allah'ın selamı üzerinize olsun hocam.Kıymetli hocam Kuran a göre: (1) hamd ve şükür arasında ki fark nedir,ne olunca hamd etmeliyiz,ne olunca şükretmeliyiz? (2) haram ve günah farklı kavramlar mı,büyük ve küçük günahlar nelerdir? (3) dilimizde"hayır" kelimesinin karşılığı "yok" demek;"hayırlısı olsun" dediğimizde olumsuz bir temennide mi bulunmuş oluruz? (4) birini öldürmek,o nun hayat hakkını elinden almak en büyük kul hakkına girmek değil midir,kul hakkı yemenin cezası nedir,pişman olan helalleşmeyi kimden,nasıl yapmalıdır? Cevaplamanızı çok rica ediyorum.teşekkür ederim hocam Allah'a emanet olun.

Yanıtlar

Zeki Çelik.      21-05-2022  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !

Peygamberimizin  vefatından  sonra  geçen  bin  dört  yüz  yıllık  zaman  diliminde  birçok  ulemanın  kendi  görüşlerine  göre  fetvalar  vererek,  aslında  Kur’anımızda  her  biri  birçok  ayetle  etraflıca  ele  alınıp  açıklanmış  olduğu  halde,  Kur’anın  dışında  üzerlerine  binlerce  uydurma  hadis  oluşturularak  Müslüman  toplumlarına  aktardıkları  ve  din  adına  bugün  adeta  yanlış  ve  kanıksanmış  olarak  uygulama  ve  inançlarla  yerine  getirilen  yine  her  biri  birçok  kavramı  ve  ayrıntıyı  kapsayan  dört  konuya  yönelik  sorular  oluşturmuşsunuz.

Ülkemiz  insanları  okuyarak  bilgi  edinme  ve  doğruya  ulaşabilme  çabaları  açısından,  genellikle  oldukça  yorgun,  isteksiz  ve  çabuk  sıkılan  bir  yapıya  sahiptir.  Sizin  bu  dört  sorunuzla  ilgili  birçok  ayet  ve  ayrıntılarla  ikna  edici  ve  doyurucu  açıklamalara  bu  zeminde  çok  sayıda  ayet  ayrıntılarıyla  yer  verilmesinin  çok  uzun  ve  sıkıcı  olacağı,  okunmasının  zaman  gerektireceği,  birçok  okuyucunun  da  aslında  bu  konulardaki  yanlış  algılamalarının  olabileceği  nedenlerine  bağlı  olarak  sıkılmadan  daha  kolay  kavrayabilmeleri  açısından   adeta  olanaksız  gibi  görülmektedir. Dilerseniz  bugünkü  açıklamalarımızda  sadece  birinci  sorunuza  yer  verelim,  diğer  zamanlarda  da  birer  birer  yönelteceğiniz  diğer  üç  sorunuza  da  o  zaman  diliminde  gerekli  açıklamaları  yapmaya  çalışalım.

Hamd  ve  Şükür  sözcükleri,  bugün  toplumumuzda  adeta  ikisi  de  aynı  anlamda  imiş  gibi  dil  alışkanlığıyla  arka  arkaya  kullanılmakta,  Allah’ın  bu  sözcüklerle  tesbih  edildiği,  anıldığı  ve  Allah’a  karşı  sorumluluğun  yerine  getirildiği  zannedilmektedir. Çünkü  bu  sözcüklerin  gerçek  anlamı  zaman  içerisinde  ulema  tarafından  değişik  içtihatlarla  farklı  hale  getirilmiş,  kavramların  içi  boşaltılmış,  sadece  ağızda  kalan,  anlamları  da  bilinmeden,  ağızdan  çıkan  laflarla  ağız  alışkanlığı  haline  dönüştürülmüştür.

Hamd  :  Nimetleri  veren,  yarattığı  kullarına  gerekli  yardımları  yapan  Allah’ın,  sonsuz  güç  ve  kudretine,  verdiği  nimetlerin  sınırsızlığına  ve  zenginliğine,  O’nun  Rabliğine  duyulan  hayranlık  nedeniyle  dile  getirilen  bir  övgüdür.  Allah'ı  güzel  isimleriyle  ve  Kur'an  ayetleriyle  yeterince  tanıyan,  O'na  iman  eden  bir  müminin,  hatırına  getirdiği  herhangi  bir  anda  bir  defa  ağız  ve  kalp  ile  Elhamdülillah  demesi,  Allah'ı  anmaktır  ve  O'nu  överek  yüceltmektir.  Bu  nedenle  de  namaz  kılanlar  adeta  günde  kırk  kez  Fatiha  Suresini  okurken  “  Elhamdülillahi  Rabbil  alemin,  errahmanirrahim,  maliki  yevmiddiyn “  derler. Ve  hesap  gününün  sahibi,  Rahman  ve  Rahim  olan,  zerreden  kürreye  bütün  yaratılmış  Alemlerin  Rabbi / Efendisi  programlayan,  çekip  çeviren  Allah’ı  överek  tesbih  ederler. Elhamdülillah  denildiği  zaman,  “  Allah’ım  bütün  övgüler  sadece  Senin  içindir,  sadece  Sen  övülmeye  layık  olansın. “  denilmiş  ve  Allah  tesbih  edilerek  yüceltilmiş  olunur.  Ama  bu  söylem,  Allah  yeterince  tanınarak,  ancak  kalbe  yerleştirilmiş  iman  ve  bilinçle  olduğu  zaman  değer  kazanır.  Aslında  Rabbimizin  “ Elhamdülillah “  deyin  diye  bir  isteği  yoktur.  Çünkü  bilinçsizce  sadece  ağız  alışkanlığıyla  lafta  kalacak  olan,  fakat  anlamı  da  bilinmeyen,  hayata   geçirilemeyen  imanın,  bilinçsiz  ve  kalpte  yerleşmemiş  olan  söylemlerin  Allah  katında  hiç  bir  değeri  yoktur.  Rabbimizin  isteği  ise  tüm  övgülerin  sadece  Kendisi  için  olduğunun  bilinerek,  hayatın  her  alanında  dikkat  edilerek,  Kendisinden  başka  Veli,  Evliya,  Mürşit,  İmam,  Şeyh  denilen  kişilerin  veya   Peygamber  de  olsa  abartılar  düzülerek  övülmesini,  Allah’a  ortak  ve  aracılar  oluşturulmasını  istememektedir. İşte  bundan  dolayı  Peygamberimize  sadece  lafta  salavat  getirme  gibi,  Şefaat  ya  Resulullah  denilmesi  gibi,  Cami  minarelerinden  “  Sela  verme “  adıyla  okunan,  abartılı  methiyeler,  okutanları  da,  okuyanları  da  farkında  olmadıkları  bir  şirk  bataklığına  sürüklemektedir. Elhamdülillah  diyerek  Allah'la  sözleştikleri  halde,  Hamd  sözcüğünün  gerçek  anlamının  aksine  hareket  ettikleri  için  onları  da  yalancı  konumuna  getirmektedir.

Şükür  sözcüğü  Kur’anda  74  kez  değişik  ayrıntıları  ve  örnekleri  ile  ele  alınarak  açıklanıp  üzerinde  çok  durulmuş  ve  doğru  anlaşılması  gereken,  Müslüman’ın  imanının  gereği  olarak  aslında  yerine  getirilmesi  istenen  temel  görevlerinden  biridir.  Bundan  dolayıdır  ki  örneğin  Furkan  Suresinin  62. ayetinde  “  Ve  O,  öğüt  almayı  veya  şükredenler  / kendisine  verilen  nimetlerin  karşılığını  ödemeyi  dileyen  kimseler  için  gece  ile  gündüzü  birbiri  ardınca  getirendir. “  ifadelerinde  gördüğümüz  gibi  birçok  ayette  de  inananlar  aynı  zamanda  “  şükredenler “  olarak  nitelendirilmişlerdir.  İbrahim  Suresinin  7. ayetinde  de  “  Rabbiniz  ilan  etmişti :  Andolsun  ki  şükrederseniz  /  sahip  olduğunuz  nimetlerin  karşılığını  öderseniz,  elbette  size  arttırırım  ve  eğer  nankörlük  / iyilik  bilmezlik  ederseniz  hiç  şüphesiz  azabım  çok  çetindir. “  ifadelerinde  gördüğümüz  gibi  bazı  ayetlerde  şükür  sözcüğü  ile  zıt  anlamda  olarak  kullanılan  “  küfran “  sözcüğü  de  yine  müminin  asla  yapmaması  gereken  bir  davranış  olarak  “  nankörlük “  anlamında  yer  almaktadır.

Arapçada  Şükür  :  Hayvanın  yediği  besinin  karşılığında  verdiği  süt  ve  semizliği  ile  belli  etmesi   demektir. ( Lisanül  Arab  c. 5.  Sa. 163 )  Yani  beslenen  hayvanın  yediklerinin  karşılığını,  örneğin  tavuğun  yumurta  ve  et,  ineğin,  koyunun  süt,  deri  ve  et  şeklinde  maddeten  vermesi  demektir.  Din  terminolojisinde  ise  şükür,  insanların  Allah’ın  kendilerine  verdiği  nimetlere  karşı,  bu  nimetlerin  karşılığını  Allah’a  ödemesi,  o  nimetlerin  bir  kısmını  Allah  rızası  için  insanların  yararlanabilmesi  adına  kullanması,  harcaması,  feda  etmesi  demektir. İnsanın  Allah’a  şükretmesi,  kuru  bir  laf  sözcüğü  ile  olmaz. Ama  buna  rağmen  Ulema  tarafından  dilin  şükrü,  kalbin  şükrü,  bedenin  şükrü  gibi  gereksiz  tasniflere  tutulmuş,  gerçek  mecrasından  saptırılmıştır. Oysa  şükrün  bütün  ayrıntıları  Neml  19,  Zümer 7,  Ahkaf  15,  Hacc  36,  Araf  10,  Yasin  34, 35,  Nahl  14, 78,  ayetlerinde  bu  zeminde  ancak  ana  hatlarıyla   belirtebileceğimiz   gibi  “  Allah’ın  ana  ve  baba  fedakârlıkları  aracılığıyla  insana  lütfettiklerinden  dolayı  ana  ve  babaya  da  şükürden,  büyük  baş,  küçük  baş  hayvanlardan,  üzüm  bağları,  hurma  bahçeleri,  denizin  nimetlerinden  ve  rızıklarından,  yeryüzünde  sağlanan  geçimliklerden  gibi  nimetlerin  karşılığının  şükredilerek  Allah'a  ödenmesinin  önemi   belirtilirken  Neml  Suresinin 73. ayetinde  de  “  Ve  hiç  şüphesiz  senin  Rabbin,  insanlara  karşı  büyük  armağan  sahibidir.  Velâkin  onların  çoğu  şükretmiyorlar / sahip  olduklarının  karşılığını  ödemiyorlar. “  ifadeleriyle  Zümer  Suresinin  66. ayetinde  de “  Yalnız  Allah’a  kulluk  et  ve  sahip  olduğun  nimetlerin  karşılığını  ödeyenlerden  ol. “  ifadeleriyle  Bakara  Suresinin  152. ayetinde  de  “  Öyleyse  Beni  anın  ki,  Ben  de  sizi  anayım.  Ve  bana  şükredin / verdiğim  nimetlerin  karşılığını  ödeyin. Bana  nankörlük /  iyilik  bilmezlik  etmeyin. “  ifadelerinde  gördüğümüz  gibi  Allah’ın  insanlara  verdiği,  bahşettiği  sınırsız,  sayısız  nimetlerin  karşılığının  mutlaka  ödenmeye  çalışılması  istenerek,  inanmış  insanların  temel  bir   görevi  yerine  konulmaktadır.  Ardından  da  Kamer  33, 35,  Ali  İmran  144,  İnsan  22  ayetlerinde  de  görüldüğü  gibi,  Allah’ın  şükreden,  verdiği  nimetlerin  karşılığını  ödeyen  kullarını  ödüllendireceği,  İbrahim  6,  Enam  160,  Bakara  261. ayetlerinde  gördüğümüz  gibi  şükredenlere  karşı  onların  nimetlerinin  daha  da  arttırılacağından  söz  edilmektedir.

Dolayısıyla  sonuç  olarak  Hamd  sözcüğü  ile  Şükür  sözcükleri  aynı  anlamda  olmayan,  bilakis  uygulamaları  ve  yerine  getirilmeleri  gereken  fiilleriyle,  işlevleriyle  birbirinden  çok  farklı  olan  kavramlardır. Hamd,  Allah’ı  yeterince  tanıyarak  kalbe  yerleştirilmiş  iman  ve  bilinç  ile  başkalarını  ortak  koşmamayı  sürekli  akılda  tutarak,  ağızdan  çıkarılacak  lafla  yerine  getirilebilecek  bir  tesbihat  olduğu  halde,  Şükür  ise  fiil,  eylem,  fedakârlık,  paylaşma,  dayanışma   gerektiren  davranışlar  bütünüdür. Çok  bolluk  içerisinde  yaşayan,  sahip  olduğu  nimetlerin  kim  tarafından  verildiğinin  ve  Allah'ın  farkında  olmayan,  karnını  tıka  basa  zengin  sofralarında  doyuran  birilerinin  sadece  ağız  alışkanlığıyla  “  elhamdülillah  yarabbi  şükrü “  demesi  ona  herhangi  bir  şey  kazandırmaz,  bilakis  Allah  katında  onu  borçlu  kılar.  Bu  borç  üzerine  yazılır.  Ayetlerde  “  Hala  şükretmeyecek  misiniz ? /  Allah’ın  verdiği  nimetlerin  karşılığını  ödemeyecek  misinz ? “  sorgulamasının  muhatabı  kılar. Bu  borç  ise  salat  etmek,  destekleşmek,  ihtiyacı  olan  insanlarla  ihtiyaçtan  fazlasının  paylaşılması,  infak  edilmesi,  yetimin,  yoksulun,  aç  olan  insanların  ihtiyacının  karşılanması  yollarıyla,  onların  yanında  olunmasıyla  ancak  giderilebilir. Yüce  Rabbimiz  Allah,  da  “  Beni  arayan  onların  yanında  bulur,  yok  mu  bana  borç  veren “  diyerek  şükür  davranışlarına,  eylemlerine  mecazi  ve  veciz  ifadelerle   biz  müminlere  seslenmektedir.  Rabbimiz  bütün  müminleri  gerçekten  şükredenlerden  kılsın.  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !...

Yanıtlar

Fulya C.      22-05-2022  

Allah razı olsun, ilminiz daim olsun inşaallah Allah'a emanet olun hocam

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET