Soru

Uğur Ö.   04-05-2019   323
Merhabalar,meleklerle ilgili yazınızı okudum.Meryem suresi 17.ayet şöyle diyor:’Ve ailesiyle arasına bir perde germişti. Derken ona ruhumuzu göndermiştik de gözüne, azası düzgün bir insan şeklinde görünmüştü.’ Bunu nasıl yorumluyorsunuz.Teşekkürler

Yanıtlar

Zeki Çelik.   05-05-2019  

Değerli  Kardeşim  size  de  merhabalar !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !

Melek  Kavramı  konusunu  okuduktan  sonra,  Meryem  Suresinin  17.  ayetindeki  ifadeler  ile  ilgili  sorunuzda  sizin  de  sorguladığınız  zaman,  doğal  olarak  pek  çok  kişide  oluştuğu  gibi  daha  önceden  Müslümanların  belleğine  rivayetlerle  yerleştirilmiş  olan,  meleklerin  konuşturulması,  insan  yapısına  dönüştürülmesi,  tesbih  ve  secde  etmeleri  gibi  Melek  kavramı  ile  ilgili  bir  çok  yanlış  algılamalardan  dolayı,  ister  istemez  tereddütler  ortaya  çıkmaktadır.  Yüzyıllardır  atalardan  gelen  bu  yanlış  kavramlardan  ve  inançlardan  bir  anda  vaz  geçilmesi  de  hiç  kolay  olmamaktadır. Elbette  ki  İslam’ı  ve  onun  yegane  ve  temel  kitabı  Kur’anı  doğru  anlamak  ve  doğruyu  yaşamak  için  iman  ettiğini  söyleyen  her  Müslüman’ın  okuduğunu,  Din  adına  önüne  konulanı  düşünmesi,  tefekkür  etmesi  ve  sorgulaması  gerekir. Sorunuzun  daha  iyi  anlaşılması,  tereddütlerin  giderilebilmesi  için,  melek  kavramı  gibi  bazı  kavramların  ve  aslında   Meryem  Suresindeki   ayetlerin  ve  bunların  dışında  da  yine  pek  çok  başka  ayetlerin  de,  paragraf  bütünlüğü  içerisinde  bu  kavramları  nasıl  ele  aldığını  göz  önünde  bulundurmak  gerekmektedir. Sorunuzun  ana  eksenindeki  ayetin  orijinaline  ve  çevirilerine  baktığımız  zaman ;

MERYEM  16  :  Vezkür  filkitabi  Meryem  izintebezet  minehliha  mekanen  şarkiyya  17  :  Fettehazet  mindunihim  hicaben  fearselna  ileyha  ruhana  fetemessele  leha  beşeren  seviyya

Bu  ayetin  orijinalinde  ve  daha  bir  çok  ayette  yer  alan  Ruh  sözcüğü  Kur’anda  “ İlahi  esinti,  Vahiy,  Bilgi  “  anlamında  kullanılmıştır.  Allah’ın  vahyinin,  bilgisizlikten  dolayı  ölü  sayılan  kalbe  hayat  verdiği,  canın  bedendeki  işlevi  ne  ise  vahyin  de  kişiler  ve  toplum  için  işlevinin  aynı  olduğu,  yani  kişileri  ve  toplumu  kokuşmaktan  koruduğu  düşünülürse,  ruh  sözcüğünün  sözlük  ve  ansiklopedik  ve  dini  terim  anlamlarıyla  Kur’andaki  anlamı  arasında   bir  paralellik  olduğu  görülebilir.  Kur’anda  değişik  ayetlerde  bahsedilen  ruh,  yani  ilahi  esinti,  vahiy,  bilgi  sadece  isteyerek  bu  Ruh’a  sahip  olan  ve  bu  Ruh’u,  kendisine  iletilen  bilgileri  hayatına  geçirebilen  kişilere  ve  toplumlara  anlamlı  bir  canlılık  veren,  onları  kokuşmuşluktan,  cahillikten  ve  bilgisizlikle  yanlış  yollara  sapmaktan  koruyan  bir  iletidir. Fakat  Kur’anda  değişik  ayetlerde  yer  alan  Ruhullah,  Ruhul  Kudüs,  Ruhana  gibi  ifadelerin  geçtiği  ayetlerde,  ayetlerin  orijinalinde  Cebrail  sözü  olmadığı  halde,  parantez  veya  cümle  içinde  gösterilerek  pek  çok  mealde,  Cebrail  olarak  isimlendirilmekte  ve  Kur’anın  asıl  mesajından  farklı  olarak  yanlış  algılamalarla  çelişkiye  düşülmektedir. Örneğin  Diyanet  İşleri  Vakfının  2004  yılı  Kur’an   mealinde  Meryem  Suresinin  16. 17. ayetlerinin  çevirisine  baktığımız  zaman,  ayetin  orijinalinde  yer  almadığı  halde  Cebrail  meleğinin  gönderildiği  ve  sizin  örneklediğiniz  çeviride  de  Meryem’e  bir  insan  şeklinde  göründüğü  ifade  edilmektedir.

MERYEM  16 – 17  :  ( Ey  Muhammed )  Kitapta  ( Kur’anda )  Meryem’i  de  an. Hani  ailesinden  ayrılarak  doğu  tarafında  bir  yere  çekilmiş  ve  ( kendini  onlardan  uzak  tutmak  için )  onlarla  arasında  bir  perde  germişti.  Biz  ona  Cebrail’i  göndermiştik  de  ona  tam  bir  insan  şeklinde  görünmüştü.

Araştırmacı  Yazar  Hakkı  Yılmaz’ın  Tebyin  ül  Kur’an  eserindeki  çevirisine  baktığımız  zaman  ise  Cebrail  meleğinin  değil,  ruhun,  bilginin,  vahyin  gönderildiği  ve  Meryem’e  bir  beşerin,  delikanlının  örneğinin  gösterildiği  dile  getirilmektedir ;

MERYEM  16 – 17  :  Kitapta  Meryem’i  de  an !  Hani  o  ailesinden  ( yakınlarından )  ayrılarak  doğu  tarafında  bir  yere  kaçıp  gitmişti.  Sonra  ailesiyle  kendisi  arasına  bir  perde  edinmişti  de  Biz  ona  ruhumuzu  ( ilahi  mesajımızı,  gerekli  bilgileri ) gönderdik.  Sonra  ruhumuzu  ( ilahi  mesajımızı )  getiren  elçi,  Meryem’e  mükemmel  bir  beşeri  örnek  verdi.

Kur’anda  değişik  Surelerde  de  değinildiği  gibi  Meryem  Suresinin  16. ayetinden  başlayarak,  34. ayetine  kadar  geniş  bir  şekilde  Meryem  ve  İsa  peygamber  ile  ilgili  konular  anlatılır. Meryem  ile  ilgili  ayetleri  doğru  anlayabilmek  için,  öncelikle  O’nun  hakkında  bazı  bilgilere  sahip  olmamız  ve  göz  önünde  tutmamız  gerekecektir.  Ali  İmran  Suresinin  35  ve  37.  ayetleri  arasında  anlatıldığı  gibi  Meryem,  Havra  ( tapınak ) hizmetine  adanmak  için  erkek  çocuk  isteyen  ve  bekleyen,  çocuk  kız  olunca  da  pek  sevinmeyen  inançlı  bir  ailenin  çocuğu  olarak  dünyaya  gelmiştir. Doğum  anını  anlatan  ayetlerden  de  dünyaya  gelen  çocuğun  kız  mı  erkek  mi  olduğu  tereddütlerinin  oluştuğu  anlaşılmaktadır. ( Bu  konuda  daha  geniş  bilgiyi  “ İsa  Mesih “  başlıklı  yazımızda  bulabilirsiniz ) Buna  rağmen  13,  14  yaşlarına  gelince  yine  de  Zekeriya  peygamberin  gözetiminde  tapınağın  getir  götür  işleri  için  tapınak  hizmetine  verilmiştir. Öte  yandan  Ali  İmran  Suresinin  37. ayetindeki  “  Ve  onu  güzel  bir  bitki  olarak  bitirdi “  ifadesi  de  Meryem’in  normal  bir  kadın  özelliğinden  farklı  olduğu  düşüncesini  desteklemektedir. Bir  insanın  bitki  özelliğinde  olması  Allah’ın  yaratılış  kanunlarına  aykırı  bir  şey  değildir. Çünkü  ilk  insanın  yaratılış  aşamalarından  birisi  de  Nuh  Suresinin  17. ayetinde  “  Ve  Allah  sizi  yer  yüzünden  bir  bitki  olarak  bitirdi. “  denildiği  gibi  bitki  evresidir.  Meryem’in  daha  sonraki  ayetlerle  de  erkeksiz  hamile  kaldığı  da  göz  önüne  alındığında,  onun  tıpkı  çiçekli  bitkilerin  çoğunda  görüldüğü  gibi  “ erselik “  yapıda  olduğu,  yani  vücudunda  hem  dişi  ve  hem  de  erkek  üreme  organının  bulunduğu  ihtimalini  ortaya  çıkarmaktadır. Ali  İmran  Suresinin  42.  ayetinde  de  “ seni  alemlerin  kadınlarına  seçti  “  ifadesi  de  bu  ihtimali  kuvvetlendirmektedir.  Çünkü  bu  ifade  ile  belirtilen  seçkinlik,  Meryem’in  meziyetleri  dolayısıyla  diğer  kadınlardan  üstünlüğünü  değil,  O’nun  biyolojik  farklılığını,  fiziki  bakımdan  diğer  kadınlarla  aynı  yapıda  olmadığını  ve  böyle  bir  özellikle  dünyaya  bir  erkek  çocuk  getirdiği  ayrıcalığını  anlatmaktadır.  Ayrıca  yine  Meryem  Suresinin  20. ayetinde  de  “  Bana  bir  beşer  dokunmamıştır  “  şeklindeki   Meryem’in  ifadesi  de  onun  “ erselik “  yapıda  olduğu   ihtimalini  kuvvetlendirmektedir.  Meryem  de  zaten  ergenlik  çağına  geldiğinde  vücudundaki  bu  anormalliklerden  dolayı  evinden,  ailesinden  kaçmış  ve  psikolojik  olarak  böyle  bir  durumda  olan  genç  bir  kızın  yapması  gerekeni  o  da  yapmıştır.

Meryem  Suresinin  17. ayetinde  “  Ona  ruhumuzu  gönderdik “  ifadesi  ile  Meryem’e  içinde  bulunduğu  durumu  açıklamak,  sıkıntılarından  ve  korkularından  dolayı  onu  teselli  etmek  üzere  bir  takım  ilahi  bilgilerin  gönderildiği  anlatılmaktadır. Ancak  bu  gerekli  bilgiler ( ruh ) O’na  doğrudan  doğruya   vahiy  edilmemiş,  ayetlerin  paragraf  bütünlüğünden  anladığımız  gibi  bir  elçi  vasıtasıyla  gönderilmiştir.  Bu  elçi  de  o  dönemde  yaşamış  olan  ve  aynı  zamanda  Meryem’in  tanıdığı,  hamisi  ve  eniştesi  olan  Zekeriya  Peygamberdir.  Çünkü  yine  Kur’andan  öğrendiğimize  göre  tapınak  içerisinde  görevli  olan  Meryem,  o  dönemde  Zekeriya  Peygamberin  himayesindedir. Ayette  vahyi,  ruhu  ( bilgiyi )  getirenin,  ( Zekeriya  Peygamberin ) elçinin  Meryem’e  örnek  gösterdiği  beşer  ise  o  gün  henüz  altı  aylık  bir  bebek  olan  ve  Zekeriya  Peygamberin  eşinin  yaşlılığında  doğurduğu  Yahya  Peygamberdir.  Çünkü  O’nu  annesi  kısır  ve  yaşlı  olduğu  halde  Allah’ın  lütuf  ve  yaratması  ile  doğurmuştur.  Zekeriya  peygamber  de  bu  olayı  örnek  gösterip,  kendisine  gelen  bilgileri  ona  aktararak,  bu  bilgi  sayesinde  bir  erkeğe  gerek  olmadan  çocuk  doğurabileceğini  anlatarak  görevini  yerine  getirmiş, bütün  bunların  Allah’ın  yaratması  olduğuna  Meryem’i  ikna  ederek  teselli  etmiştir,  korkularını,  kaygılarını,  toplum  baskılarına  karşı  endişelerini  gidermiştir. Ayetin  orijinalinde  yer  alan  fetemessele ( temessül ) sözcüğünün  asıl  anlamı,  “  örnek  vermek “  demektir.  Bununla  beraber  sözcük,  yerine  göre  değişik  anlamlarda  ve  bir  başka  anlam  olarak  “ insan  şekline  girmek “  anlamında  da  kullanılmaktadır. Pek  çok  Kur’an  çeviricileri  de  daha  uzak  bir  anlam  olan  bu   anlamı  tercih  etmişlerdir.  Bunun  sonucunda  da  Meryem ‘e  haberci  olarak  Cebrail’in  geldiği  ve  korkmasın  diye  de  O’na  bir  beşer  ( delikanlı ) kılığında  göründüğü  yorumları  ortaya  çıkmıştır.  Halbuki  sözcüğün  “ örnek  verme “  şeklinde  kabul  edilmesi,  hem  olayların  akışı  ve  gerçekliği  ile,  hem  de  İncil’de  36.  bölümde  yer  alan  “  Bak  senin  akrabalarından  Elizabet  de  yaşlılığında  bir  oğlana  gebe  kaldı.  Kısır  bilinen  bu  kadın  şimdi  altıncı  ayındadır  “  anlatımı  ile  de  paralellik  arz  etmekte,  uyum  göstermektedir.

Kur’anda  Melek  Kavramı  başlıklı  yazımızda  aktardığımız  gibi, ontolojik  ve  metafizik  olarak  üç  boyutlu  nesnel  insan  yapısına  dönüşebilen,  gören,  konuşan  melek  diye  bir  varlık  yoktur.  Yüce  Rabbimiz  Allah,  yarattığı  Kainatı,  Evreni,  üzerinde  yaşadığımız  dünyayı,  bütün  değişimleri  ve  birbirini  izleyen  olayları  yine  yarattığı  kanun,  düstur,  hüküm,  kural  ve  Sünnetullah  ile  yönetmektedir.  Yüce  Rabbimizin  sağladığı  bu  düzeni  de,  Fizik,  Kimya,  Biyoloji,  Uzay  kanunları  dediğimiz,  her  biri  enerji  ve  enerji  değişimleri  olan,  sıcaklık,  basınç,  genleşme,  kaldırma,  mıknatıslanma,  manyetik  alan  itme  ve  çekim  kuvvetleri,  ışıma,  elektro  manyetik  radyo  dalgaları  gibi  doğanın  güçleri  olan  melekler  sürdürmektedir. Yüce  Rabbimiz  Allah,  hiç  bir  zaman  ve  hiç  bir  nedenle  de  Kendi  koyduğu   kuralları  değiştirmez.  Dolayısıyla  sizin  örneklediğiniz  çevirideki  Meryem’e  görünen  beşer  yapısına  dönüşebilen  melek  diye  bir  varlık  da  yoktur.

Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !...

Bir Yanıt Yaz

DİĞER BAŞLIKLAR

ETİKETLER

Takip Et