Soru

Salim K.   04-06-2021   49
sayın hocam genellikle meallerede yasin suresi 6 ayette ataları uyarılmamış diye yazılmış .Aslında “Ataları uyarılmış ama kendileri gaflet içinde kalamayı tercihte bulunan bir toplumu uyarasın diye” şeklinde olması gerekmezmi?Şuara 208 gibi . şu surelerde Secde 32/3; Sebe’ 34/44; Fâtır 35/24 yeri zamanı ve anlatılmak istenenler farklı zanki. Meâllerde de esas alınan mâna burada geçen “mâ” kelimesinin olumsuzluk edatı sayıldığına göre bu kelimenin mahiyeti ve cümledeki rolü konusundaki farklı kanaatlere göre âyetin aynı kısmına “ataları uyarılmış” veya “atalarının uyarıldığı şeyle” anlamı verilmesi gerekmezmi? şuara 208. Biz hiçbir toplumu önceden uyarmadan yok etmemişizdir.

Yanıtlar

Zeki Çelik.   04-06-2021  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  bereketi  üzerinize  olsun !

Yasin  Suresinin  6.  ayetinin  orijinalinde  yer  alan  “ kavmen “  sözcüğünün  sonundaki  “  ma “  olumsuzluk  edatına  bağlı  olarak  sizin  de  değindiğiniz  görüş  ve  öneriniz  için  benzer  şekilkde  Taberi,  Zemahşeri, İbn  Atiyye  gibi  birçok  imam  yorum  getirmiş,  eserlerinde  bu  ayet  için  “  Ataları  aslında  uyarılmış  ama  kendileri  gaflet  içerisinde  kalmayı  tercihte  bulunan  bir  toplumu  uyarasın  diye  “  şeklindeki  görüşlere yer  vermişler  ve  “  Bu  takdirde  geçmiş  devirdeki  bütün  insanlar  kastedilmiş  olur “  şeklinde  hüküm  oluşturmuşlardır.  Zamanımızın  birçok  Müfessirinin  de  bu  ayet  ile  ilgili  olarak  yaptıkları  farklı  meal  örneklerine  dikkat  çekmiş  olduğunuzdan  dolayı  size  teşekkür  ederim.  Zamanımızda  da  neredeyse  ikiyüzün  üzerinde  Kur’an  çevirisi  meal  bulunmaktadır. Yüzyıllardır  da  bu  ayet  ile  ilgili  birçok  imam  da  görüş  bildirmiştir. Zamanımızın  bazı  meal  örneklerine  bakacak  olursak ;

*  Elmalılı  Hamdi  Yazır :  Babaları  korkutulmamış

*  Ömer  Nasuhi  Bilmen :  Onların  ataları  korkutulmamıştır

*  Abdülbaki  Gölpınarlı  :  Ataları  korkutulmamış

*  Ahmet  Varol  :  Ataları  uyarılmamış

*  Bayraktar  Bayraklı :  Ataları  uyarılmamış

*  Diyanet  Vakfı  :  Ataları  uyarılmamış

*  Mehmet  Okuyan  :  Ataları  uyarılmış ( ancak  gerçeklerden )  habersizmiş  gibi  davranan

*  Muhammed  Esed  :  Ataları  uyarılmamış

Görüldüğü  gibi  bazı  farklı  yorumlar  da  getirilmiştir. Bize  göre  de  bu  ayet  ile  “ Babalarının  ( yani  yakın  atalarının )  uyarılmamış  olduğu  nedeniyle  o  günün  toplumunun  gaflette  oldukları  vurgusu  yapılmaktadır. Ayette  Hakim  Kur’anı  tebliğ  etmek  üzere  Peygamberimizin  mensubu  olduğu  ve  Mekke’de  yaşayan  Kureyş  kabilesine  Elçi  gönderildiği  toplumun  durumuna  değinilmektedir.  Bu  toplum  ataları ( En  çok  on  ata )  uyarılmadığı  için  iyice  gaflete  dalmış,  dini,  imanı,  Allah’ı,  ahireti  umursamaz  olmuş  bir  toplumdur. Mekke  toplumunun  çoğunluğunu  oluşturan  Kureyş’in  asıl  adının  “  Fihr “  veya  “  Nadr “  olabileceği  belirtilmektedir.  Bu  bilgilere  göre  Kinane  kabilesinin  bir  kolu  olan  Kureyş  kabilesi ;  Nehfel,  Zühre,  Mahzum,  Esed,  Cumah,  Sehm,  Ümeyye,  Haşim,  Teym  ve  Adiy  adlarındaki  on  koldan  oluşmuştur  ve  daha  önce  dağınık  yaşayan  bu  kabileler  ve  soylar,  bir  araya  gelerek  çok  uzun  yıllardan  bu  yana  Kureyş  adıyla  Mekke’de  hüküm  sürmüşlerdir. Suriye’den  getirtilen,  kırmızı  akitten  yapılmış  sağ  eli  kırık  bir  insan  şeklindeki  Hübel  adındaki  puta  ve  ardından  da  İsaf  ve  Naile  adlı  iki  puta  tapar,  bunların  önünde  kurbanlar  keser  olmuşlardır.  Allah'ın  herhangi  bir  uyarısı  ile  de  tanışmamışlardır. İşte  ayette  bize  göre  on  atadan  bir  araya  gelerek  toplanmış  Mekke’deki  Allah’a  ortak  koşarak  yaşamakta  olan  bu  topluma  hitaben  uyarılarla  başlanarak  elbette  ki  sonradan  gelecek  bütün  insanlığa  da  mesajlar  verilmektedir.

Yukarıdaki  meal  örneklerindeki  farklılıklardan  dolayı  da  gördüğümüz  gibi,  ayetten  değişik  anlamlar  çıkartılması  olanağı  bulunmaktadır. Fakat  yukarıda  kısaca  da  Kureyş  kabilesinin  yapısına  değindiğimizden  dolayı, bunların  yanı  sıra  Sebe  Suresinin  44. ayetinde “  Ve  Biz  onlara  öyle  ders  görecekleri  kitaplardan  vermedik.  Kendilerine  senden  önce  bir  uyarıcı  göndermedik  de. “  Yine  Secde  Suresinin  3. ayetinde   Yoksa  onlar  “  Onu  kendisi  uydurdu “  mu  diyorlar.  Tam  tersi  Kur’an  kılavuzladıkları  doğru  yola  ulaşırlar  diye,  senden  evvel  kendilerine  bir  uyarıcı  gelmemiş  olan  toplumu  uyarasın  diye  Rabbinden  gelen  gerçektir. “ ifadelerinde  gördüğümüz  gibi  Kur’anın  bütün  ayetlerinin  en  öncelikli  muhatabı  o  günkü  Kureyş  kabilesidir.  Şuara  Suresinin  214.  ayetinde “  Ve  en  yakın  oymağını  uyar. “  İbrahim  Suresinin  4.  ayetinde  de  “ Ve  Biz  onlara  açıkça  ortaya  koysun  diye,  her  peygamberi  yalnız  kendi  toplumun  diliyle  gönderdik. “  ifadelerinden  dolayı  doğal  olarak  bir  uyarıcı  görevine  kendi  ailesinden,  yakınlarından,  halkından,  önce  kendi  bölgesinden  başlar. Bu  nedenlerle  bize  göre  de  bu  ayetin  mealine  “  Ataları  uyarılmamış  bir  toplum “  anlamının  verilmesi  en  yakın  bir  değerlendirme  olarak  görülmektedir. Öte  yandan  elbette  ki  tarih  boyunca  birçok  peygamber  aracılığı  ile  uyarıldığı  halde  hiç  umursamayan,  inkâr  eden,  gaflet  içerisinde  kalmış  birçok  toplum  olmuş  ve  onların  da  bir  çoğu  helak  edilmiş,  tarih  sayfasından  silinmişlerdir. Bugün  de  dünya  hayatına  ve  toplumlarına,  hatta  daha  uzağa  gitmeyelim  kendi  toplumumuz  içerisinde  dahi   Kur’anın  uyarılarının  aksine  gaflet  içerisinde  yaşayan,  Kur’anın  dışında  inancını  başka  kitaplarla  veya  kitapsız  yaşayan  insan  yığınları  bulunmaktadır. Allah  bütün  insanlara  Kur’anın  doğruları  ile  yaşamayı  nasip  eylesin.  Allah’ın  selamı,  rahmeti,  bereketi  ve  Kur’anın  doğruları  üzerinize  olsun !...

salim koçoğlu.   04-06-2021  
değerli hocam yanıtınıza teşekkür ederim.fakat şöyle düşünelim kainat ayetlerini okumayı, fıtratımıza işlenen vicdanımızı ve iyiyi kötüyü ayırt eden bir kıl verilmişken uyarılmayan biri olması düşünülemez. bence bu işten sadeze akıl dan eksik olanlar muaf .acıkmayı bilen herkes sorumludur,syg.

Bir Yanıt Yaz

DİĞER BAŞLIKLAR

ETİKETLER

Takip Et